Postayla Gelen Deniz Kabuğu, Behiç Ak’ın kaleminden okuduğum kaçıncı kitap bilemiyorum. Ancak bildiğim bir şey var ki, kendimi durduramıyorum 🙂 İşin en güzel tarafı bu istek benden sonra halka halka öğrencilerime doğru yayılıyor. 10-15 kitaptan oluşan küçük kütüphanemizin demirbaş kitaplarından biri Postayla Gelen Deniz Kabuğu. Elden ele dolaşıyor, kitabı bitirip gelenlerle küçük sohbetler yapıyoruz.

Bu kitabında yine günümüz dertlerine el atıyor Behiç Ak. Etrafımızda sıkça gördüğümüz bir manzarayı irdeliyor: Her yerde, küçücük ellerinde kocaman ekranlar taşıyan çocuklar ve başlarını telefondan kaldırmayan yetişkinler…

Başkahramanımız Sude. Dünyayı tabletinin ardından seyretmeye karar vermiş, bu konuda da fazlasıyla inatçı. Karşısında ise; işlerinin yoğunluğundan durumun ciddiyetini biraz geç fark eden anne ve babası var.

Sude’nin avukat olan annesi, bu gidişata dur demek için bir şeyler yapmaya karar verir; ancak işler düşündüğü kadar kolay olmaz. Sadece ekran bağımlısı olduğunu zannettiği Sude’nin sanal âlemde tutkuyla bağlı olduğu bir oyun ve bambaşka bir yaşamı vardır. Peşine takılıp gideceğiniz macera tam da burada başlar.postayla-gelen-deniz-kabugu

Çoğu zaman “Bırak artık şu tableti elinden, kalk artık şu bilgisayarın başından!” diye isyan eden anne-babalar ve buna inatla karşı çıkan çocuklarla karşılaşıyorum. İki taraf da birbirini anlamaktan ziyade, istediğinin yapılması yönünde çaba harcıyor. Oysa iki tarafın da biraz durup, nefes almaya ve içinde bulunulan durumu irdelemeye ihtiyacı var.

Behiç Ak, bu sürükleyici kitabın içinde sizi yaşananlarla yüzleşmeye davet ediyor. Bir ekranın içine hapsettiğimiz ve herkesle korkusuzca paylaştığımız hayatımız gerçekten nereye doğru gidiyor? Tablet bağımlısı diye etiketlediğimiz çocuklarımızın bu duruma gelmesinde hiç mi payımız yok?

Not: Deniz kabuğu, bu anlatılanların neresinde diye merak edenleri kitabı almaya davet ediyorum =)

Keyifli okumalar!

Postayla Gelen Deniz Kabuğu, Behiç Ak

Günışığı Yayınları, Ağustos 2014.