Çocuk eğitimi ile ilgili söz konusu çalışmaların, yazılan kaynakların ve uzman tavsiyelerinin birçoğunda “ceza ve ödül” sistemine sıkışıp kalmış düşünceler göze çarpmaktadır. Ne yazık ki bu durum; çocuğu ödüllendirme konusunda seçenekleri tükenmiş ya da ceza vermekten çocuklarının yüreğini katılaştırmış anne-babaları ortaya çıkarmaktadır.

Psikoloji tarihinde hayvanların davranış yönlendirmesi için sıkça başvurulan bu yöntemler çocuk eğitimine uyarlanmaya çalışılırken vahim sonuçlar ortaya çıkarabilmektedir. Diğer canlılardan sahip olduğu; akıl, onur, kalp ve vicdan ile ayrılan insan bilhassa çocukluk döneminde yaşadığı olumsuz deneyimlerin acısını yaşamı boyunca taşıma riski ile karşı karşıya gelmektedir. Bu olumsuz deneyimlerin başında şimdilerde eğitimin ayrılmaz bir parçası sayılan cezalar gelmektedir.

Çocuk Terbiyesinde Ceza Kullanımının Doğuracağı Olumsuz Sonuçlar

Ceza, bir başka anormal davranışı tetikler

Ceza ile eğitilmeye çalışılan çocukların birçoğu yaşadığı olumsuz yaşantı içerisinde gururunu korumaya çalışır. Bu sebeple, o an aldığı ceza ile davranışı tekrarlamaktan vazgeçse de yaşadığı kırgınlığı başka bir olumsuz davranış ile ortaya koyar. Ceza aldıkça davranışları daha da kötüye giden çocuğunun yaşadığı kısır döngüyü fark edemeyen anne babalar, çare olacağını düşündükleri yöntemi ısrarla uygulamayı sürdürürler.

Ceza, utanma hissini yok eder, vicdanı köreltir

Çocuğun davranışını şekillendirmeye çalışırken uygulanan cezalar bir süre sonra etkisini kaybeder. Hata yaptığında sürekli aşağılanan, şiddet gören çocuk bir zaman sonra –kendini korumak adına- bu uyaranlara karşı kendini kapatacaktır. Anne-babaların “Ne yapsam, ne söylesem işe yaramıyor” diye isyan ettikleri durumlar aslında tam olarak da cezanın çözüm yöntemi olarak kullanılması sebebiyle ortaya çıkmaktadır.

Ceza, “ezilmişlik” duygusunu oluşturur

Ceza, “güçlü ve zayıf” kavramlarına dayanan bir sistemdir. Şöyle ki, güçlü olan cezalandırır, zayıf olan boyun eğer. Aldığı cezalar sebebiyle, kendini ifade edemeyen, kendini savunamayan ve çaresiz kalan çocuklar ileriki yaşamları boyunca da başlarına gelebilecek haksızlıklar karşısında sessiz kalma potansiyeli taşıyacaklardır.
Okulda, sosyal çevresinde geri planda kaldığından hatta kendini ezdirdiğinden şikâyet ettiğimiz çocuklarımız ne yazık ki; bu hale erken çocukluk yaşantılarında aldığı cezalar sebebiyle gelmektedir.

Ceza, kontrolsüz öfkeyi körükler, nefret duygusunu besler

Aldığı cezanın etkisiyle ezilmişlik duygusu yaşayan çocuk, kendini ifade edemezse bastırdığı duygular öfke ve nefret olarak ortaya çıkabilir. Sosyal yaşam içinde ya da okullarda baş edilemediği söylenen, arkadaşlarına korkusuzca şiddet uygulayan çocuklar, ne yazık ki, benzer bir tavrı aile içinde yaşamaktadır.

Ceza, ikiyüzlülüğe ve yalana kapı açar

7 yaşın altındaki çocuklar; yaptıkları davranışları ve kendi benliklerini birbirinden ayırma idrakine sahip olmadıklarından aldıkları cezayı daha ağır algılarlar. Cezayı neden aldığını idrak edemeyen, davranışın yanlış olduğunu vicdanen kabullenememiş çocuklar; sevilmeme ya da ceza korkusuyla ikinci bir kimlik geliştirirler. Bunun sonucunda da, var olan duruma göre şekil alan, sağlıklı kimlik gelişiminden yoksun, en mühimi de doğru söyleyip söylemediklerinden emin olunamayan birer birey halini alabilirler.

Ceza, ceza verenin saygınlığını azaltır

Ceza, kim tarafından uygulanırsa uygulansın çocuk için yıkıcı etkiye sahiptir. Bir de bütün varlığı ile bağlı olduğu anne-babası tarafından cezalandırılmak çocuğun gözündeki “anne-baba” algısını yıkmaktadır. Anne-babasına karşı hissetmesi gereken sevgi ve güven duyguları önce zarar görmekte ilerleyen yıllarda ise tamamen ortadan kalkmaktadır.

Ceza alan ceza vermeyi öğrenir

Ceza ile eğitim trans-jenerasyon özelliği taşır. Diğer bir ifadeyle; ailede görülen özelliklerin çocukta da ortaya çıkması durumudur. Ne yazık ki, çocuğuna ceza veren, şiddet uygulayan anne-babaların çocukluk yaşantılarında benzer durumları yaşamış oldukları görülmektedir. Ceza ile eğitilen bireyler ilerleyen yıllarda, yalnızca çocuklarına değil; eşine, çalışanlarına ceza vermekte hiçbir mahsur görmemektedir.

Bir kabahatin cezalandırılabilmesi için kişinin cezai ehliyetinin olması, yaptığı hatanın kasıt içermesi ve kişinin davranışının sonuçlarını üstlenebilecek yeterlilikte olması gerekmektedir. Bu da bir çocuk için ancak ergenlik dönemi sonlarına denk gelmektedir. O yaş dönemine kadar ceza ile eğitilen çocukların ruhlarının, güven duygularının ve en çok da onurlarının zarar gördüğü gerçeği bu denli ortadayken; aile içinde ve okulda uygulanan yöntemleri bir kez daha gözden geçirmek gerekmektedir.

Yaralanılan Kaynaklar

Pedagog Adem Güneş – Çocuk Eğitiminde Pozitif İletişim, 2015.
Pedagog Adem Güneş – Çocuk Eğitiminde Doğru Bilinen Yanlışlar, 2015.
Yrd. Doç. Dr. Bünyamin Çetinkaya – Ruhsal Açıdan Sağlıklı Aile Sağlıklı Çocuk, 2010.
Prof. Dr. Haluk Yavuzer – Çocuk Eğitimi El Kitabı, 2015.